Ara Güler İyi Fotoğrafçı Dikiş Makinesiyle de Resim Çeker / Muharrem Buhara

Biyografi okumak apayrı bir heyecan sanırım. Sadece uzaktan tanıdığın ve belki "medyaya yansıtılan" haliyle sevdiğin/sevmediğin birinin iç dünyasına tanıklık etmek keyifli bir okuma. Bayram tatilinde Roald Dahl'ın "Tek Başına" isimli kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Hatta o kadar sayfa nasıl geçti anlayamamıştım.







Can Çocuk yayınlarından çıkan "Ara Güler" biyografisini ise uzun zamandır merak ediyordum. Keşke daha uzun olsaydı, daha detaylı bilgilere yer verilseydi.
Kitabı Ara Güler'in kendisi yazmış olsa çok daha eğlenceli olurmuş diye düşündüm ama yazara bu noktada haksızlık yapmış olmayayım :)









Can Çocuk yayınlarının "biyografi" serisi olduğunu fark etmemiştim. Serideki diğer kitapları da okumaya niyetlendim. Bu tarz anlatımlar çocukların da ilgisini çeker ve biyografi okumak sıkıcı olmaktan çıkar, neşeli bir okumaya dönüşür diye düşünüyorum.
1928 yılının 16 Ağustos Perşembe günü oldukça sıcak bir günde doğmuş Ara Güler. "O kadar da yaramaz değildim" demiş ama çocukken yaptıklarını okuyunca (tren raylarında yatması gibi) gülmekten kendimi alamadım.
Ailesi Ara Güler'in babası gibi eczacılık okuyacağını ve dükkanın işlerini devralacağını düşünürken Ara, sinema peşindedir :) Babasının aldığı fotoğraf makinesiyle her şeyi çekmeye başlar. Kuşlar, kediler, evler, güneş...
Savaş yıllarında foto muhabirliği yapmaya başlar çünkü "tarihi, foto muhabirleri yazıyor" der.
Foto muhabiri, fotoğrafçı, fotoğraf sanatçısı arasındaki farkı da şöyle anlatmış:
"Ben foto muhabiriyim, fotoğrafçı değilim. Kesinlikle sanatçı da değilim. Ben gördüğümü çekerim. Sanat yapmam. Çok doğal olarak gördüğümü insanlara aktarırım. Bunun adı foto muhabiridir. Bir foto muhabiriyle fotoğrafçı arasında çok önemli bir fark vardır. Bir patlama olduğunda olay yerine doğru koşan kişi foto muhabiridir, oradan kaçan da fotoğrafçıdır."

Charlie Chaplin, Salvador Dali, Pablo Picasso gibi isimlerle tanışmış olması ve onların fotoğraflarını çekmesi ise hayranlık uyandırıcı.
Üniversitede okurken aldığım fotoğrafçılık derslerini düşündüm bu kitabı okurken. Atila Hoca'nın bize anlattığı kuramsal bilgiler ve karanlık odadan hiç çıkmadan geçen saatler. Fotoğrafın içinde olmayı sahiden özlemişim. Elimde özelliklerini bile tam bilmediğim, AFSAD sayesinde bilgilerimi tazeleyip şimdilerde çoğunlukla unuttuğum Nikon D90'ım var. Yeni başlayanlar için ortalama bir makine ve lens. İnsan hep "daha iyi makinem olsa daha iyi çekerim" sanıyor ama değil, Ara Güler bu durumu çok güzel özetlemiş: "İyi makineyle iyi fotoğrafçı olunmuyor. Yani en iyi daktiloyu, bilgisayarı aldın diye iyi romancı olamazsın. İyi fotoğrafçı dikiş makinesiyle de resim çeker."


Her ne kadar fotoğraf makinemi nereye koyduğumu unutmuş olsam da fotoğraflı günlerime güzel bir dönüş yapmak istiyorum. Yasemen'in şu fotoğrafı ve yazısı da bu kararımda etkili olmuş olabilir tabii :)








Ara Güler
Yazan: Muharrem Buhara
Resimleyen: Sedat Girgin
Yaş grubu: 8+
Can Çocuk, 2013, 
101 sayfa, karton kapak



Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

0 yorum:

Yorum Gönder