Dünyayı Döndüren Kız / Aslı Tohumcu

Kütüphaneye sadece sevdiğim kitapları eklemek istemiyorum. Sevmediklerimden de arada bahsetsem ve okuyanlar yorum bıraksa, etkileşim halinde kısacık da olsa kitaplardan bahsetsek ne kadar da güzel olur.
Bazen benim bir kitapta gördüğüm ışığı siz göremeyebiliyorsunuz veya tam tersi oluyor :)
Bazen kitap 'doğru zaman'da okunmamış olabiliyor.
Veya sadece tarzlar tutmuyor.
Ama bir sebepten çok büyük beklentilerle okuduğum kitaplarda hayal kırıklığı yaşayabiliyorum.
Aslı Tohumcu'nun tarzını genel olarak çok severim ve Delal Arya'ya benzetirim.
Yerli edebiyatta serüven kitaplarını işin içine'nitelikli anlatım' katarak yapan bence oldukça az sayıda kişi var.
'Dünyayı Döndüren Kız' sadece kapak görseliyle bile insanı kendine çekebilen bir güce sahip.
Daha ilk satırlardan itibaren hikayenin bol serüven içereceğini, soluksuz okuyacağımı ve bu kitabı keyifle hatırlayacağımı düşünmüştüm. Kısmen yanılmışım.
Hikayedeki 'serüven' olgusu güzel ancak bence yeterli değildi.
Kitabı soluksuz okudum çünkü mutlaka bir şeyler olacaktı, o an'ı bekledim ancak beklediğim 'şey'e kavuşamadım.
Keyifli bir okuma oldu aslında, aklımda bir dolu şey kaldı fakat beklediğim yükseklik bu değildi.
Kitabın giriş kısmını oldukça başarılı gelişme kısımlarını biraz sallantılı sonuç kısmını ise 'havada kalmış' buldum.
'Her kasaba kadar güzel, her kasaba kadar yeşil ve her kasaba kadar deniz kıyısında' olan Herdemtaze kasabasında ve onun yakınındaki Küpeçiçeği Kasabası'nda her şey henüz hala saf, doğal ve tertemiz; insanlar insaflı, sevecen ve düşünceliyken bir gece ormanda bir şeyler olur ve sonrasında her iki kasabada da hayat tersine döner. İsimleri de 'Heptenbayat Kasabası' ve 'Koparçiçeği Kasabası' olarak değiştirilir ve bu değişiklik kimseyi rahatsız etmez çünkü gereksiz işlere gerekli olanlardan daha fazla alkış tutmaya alışmıştır insanlar.
Tam da bu noktada değişim yaşayan her iki kasabanın da mevcut halimize fazlasıyla benzediğini görmek okuyucu olarak bizi şaşırtmadı ama güzel bir sorgulama yaşattı.
Tek farkı her iki kasabada da işe gidenlerin kadın, evde çocuk bakanların erkekler olması. Rol değişimi birkaç yerde 'zorlama' tadı verse de bu durum benim çok hoşuma gitti.

Kasabalıların hayatını değiştiren ormandaki bu kokunun kaynağını merak eden yalnızca biz değiliz. Ormanda tanışan İpek ve Burak da bunu merak ediyorlar ve hikayeye onların maceraları ile devam ediyoruz.

"Cesaretin en büyüğü ancak en küçük gövdelere sığabilirdi."

Karakter tahlili açısından,İpek, 'fazla bilmiş', Burak ise 'fazla zayıf' kalmış diye düşünmeden edemedim. Rol değişimlerinin çapını İpek ve Burak'ın macerasında iyice görebiliyoruz. Hiçbir şeyden korkmayan ve her şeye sükunetle yaklaşan İpek karşısında (yanında demek daha doğru) endişeli, ürkek bir Burak var.(Bu ifade çok güzel ama:'Korkak bir çocuk değildi, ancak korkuları olan bir çocuktu.') Geceleri karanlıktan korktuğunda söylediği şarkı çok güzeldi, not ettim, korktuğumda kullanmayı düşünüyorum :)

Uykuçelen uykuçelen,
Gözkapaklarımı aşağı çeken,
Bir an önce gelsen
Sabaha kadar da gitmesen.

Uykuçelen uykuçelen,
Kirpiklerime düş üfüren
Bir an önce gelsen
Sabaha kadar da gitmesen.

İpek'in sıklıkla, hepsini yuvarlak içine aldığım için tam sayı bile verebilirim, Burak'a "akıllım" diye hitap etmesi beni rahatsız etti. Ama bildiğim kadarıyla çocuklar bu tarz sık tekrarları seviyorlar.
Zaman zaman okurla minik diyaloglar bence hikayeye renk katmış, 10+ yaş grubunu içine alabilecek heyecanlı bir macera 'Dünyayı Döndüren Kız'.
Hikaye başladığı etkiyle devam etse, yan karakterlerle biraz daha desteklense ve sonu da çabucak bağlanmamış olsaydı ben çok daha keyif alırdım.
Keşke imkanım olsa ve yazarla bu düşüncelerimi paylaşabilsem.
Belki bu kitabı okuyanlardan buraya yorum yazan olur ve düşüncelerimizi paylaşabiliriz.

"Acelen varsa yavaş hareket et"

* Kitabın çizimleri çok güzel :)

Dünyayı Döndüren Kız
Yazan:Aslı Tohumcu
Resimleyen:Mert Tugen
Yaş Grubu: 10+
Can Çocuk Yayınları, 2016, 110 sayfa, karton kapak




Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

0 yorum:

Yorum Gönder