Kolaysa Ağlama / Suzan Geridönmez

"Dilara Evden Kaçtı" kitabından sonra Suzan Geridönmez'in diğer kitaplarını da okumak istediğimi yazmıştım. Geçen gün gittiğim sahafta "Kolaysa Ağlama" kitabını görünce hemen aldım ve o gün okumaya başladım.
Suzan Geridönmez'i ilk olarak "çevirmen" kimliği sonra da İyi Kitap'ta yazdığı eleştiri yazılarıyla tanıyor ve tarzını çok seviyorum. (Belki bu sevgide kütüphanecilik geçmişinin de payı vardır, kim bilir) Dilara Evden Kaçtı kitabını da keyifle okumuştum. Dolayısıyla "Kolaysa Ağlama" kitabına pozitif hislerle başladığımı itiraf edebilirim.
İki bloklu bir apartmanda oturuyoruz ve bu iki blokta da gerçekten çok çocuk var. 0-14 yaşaralığı bir hayli kalabalık ve biz Elif'i parka götürdüğümüzde bu çocuk/gençlerle sıklıkla iletişim halindeyiz. Dolayısıyla okudukları kitaplardan sınav kaygılarına saç modeli seçimlerinden paten kavgalarına kadar birçok şeylerine ortak olabiliyoruz.
Anadolu Lisesi sınavına ilkokul 5ten sonra girdiğim ve ilkokul 4 ile 5. sınıfta dersheneye de giderek maratonun içerisinde yer aldığım için sınav kaygısı yaşayan gençler ve kitap karakterleri ile rahatlıkla empati kurabiliyorum.
Ergenlik dönemi kitaplarda genellikle ana karakter kız olarak seçilmiştir ve biz onun bakış açısından olayları dinleriz. Geridönmez'in bu kitabında ise 8. sınıfta okuyan ve okulla arası epey dalgalı olan Mert isminde bir çocuğun gözünden hikayeyi dinliyoruz. Mert'in babası 3 yıl önce trafik kazasında öldüğü için iki çocuğuna bakma yükünün altında ezilen bir anne karakteri var. İlk başta anneyi çok sevmememiz normal çünkü o da herkes gibi çocuğuyla konuşmak yerine onu hep suçlayıcı bir tavırla yola getirmeye çalışıyor. Baktı ki olmuyor, bir psikologdan destek alıyor. Bu durum Mert'i daha da kızdırıyor. İnsan hiç tanımadığı birine ne anlatabilir ki? Ancak psikolog Altan Bey'in verdiği günlük tutma ödevi ve muayenehanede karşılaştığı sınıf arkadaşı Celile sayesinde bu çıkmaz yolun kaderi biraz değişiyor.

Suzan Geridönmez'in akıcı dili sayesinde hikaye bir solukta okunuyor. Ancak hikayede "sınav"ın ele alınışı hususunda emin olamadığım noktalar var.
Bir taraftan "hayatımız sınavdan ibaret değil"e vurgu yapılırken diğer taraftan çocukların kendi rızaları ile sene tekrarı yapmalarını, bunu yapmazlarsa "iyi bir lisede okuyamayacaklarını" düşünmeleri beni duraklattı.
Hatta tam bu noktada kitaplarda anlatılan hikayeler "olması gereken"i mi yoksa "olan"ı mı yansıtmalı konusunda da ikilemde kaldım.
Belki bulunduğumuz coğrafyanın kendi iç dinamiğini göz önüne alıp orta yollu bir çözüme ulaşmak mümkün olur ancak bu yazının konusu bu değil.
Bu kitabı okuyan gençler için "yalnız değilim" hissiyatı uyandıracak olması, içinde çok naif bir ilk aşkın yer alması ve karşılaşılan sorunlar için çözüm üreten bir yaklaşımın benimsenmesi sebebiyle ben kitabı sevdim.
İsminin neden "Kolaysa Ağlama" olduğunu pek anlayamadım, kim bilir belki bir gün Suzan Geridönmez ile tanışır aklıma takılan tüm soruları ona sorabilirim :)



Kolaysa Ağlama
Yazan: Suzan Geridönmez
Yaş grubu: 12+
Günışığı Yayınları, 2007, 200 sayfa, karton kapak
Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

0 yorum:

Yorum Gönder