1 Kitap 1 Mektup / Gökçe Akgül

"Bu kitap nasıl oluşturuldu?", "Newton meyveli keki Halley'den önce mi yedi?", "Gökçe Akgün çizimleri tasarlarken kızı Güneş ona ne dedi?" gibi soruların cevaplarını merak ediyorsanız, hiç durmayın başlayın okumaya:

Aslında “Newton” kitabı hakkında soru sormak istiyordum ama kitabın yayınlanmadan “öncesi”ni de merak ettiğimi fark ettim. Çocuk kitapları resimlemeye nasıl başladın ve kendi kitabını yazma-çizme sürecine nasıl geldin?

Çocuk kitaplarına ilgi duymaya üniversite yıllarımda başladım. İyi bir çizgi roman ve animasyon takipçisiydim ama Asa Lind, Maurice Sendak, Shaun Tan gibi yazarlar ve kitapları da ilgimi çekiyordu. Kitapları, benim sıklıkla gördüğüm çocuk kitaplarından hem görsel hem de içerik olarak çok farklıydılar. Bir kaç denemeden sonra kendi çizim dosyamı hazırladım, yazdığım hikayeleri, görselleri topladım ve benimle görüşmeyi kabul eden bir kaç yayınevine gittim. Böylece çocuk kitaplarına yönelik üretimim de başlamış oldu. Sanıyorum yıl 2000'di.

Zaman içerisinde karakter tasarımı, animasyon projeleri, arka plan tasarımları, çizgi romanlar ve çocuk kitapları derken ortak paydası çizmek ve üretmek olan bir sürece girdim.

Geldiğim noktada, üretimimin ana yapısını çocuklar için yaptığım kitaplar, çizgi romanlar ve karakter tasarımları oluşturuyor. Ama altını çizmeliyim ki Newton benim için önemli bir dönüm noktası. Çünkü hem yazdığım hem de çizdiğim ilk çizgi roman projem.


“Dünyaya Yön Verenler Serisi” kaç kitaplık bir dizi olacak? Hangi isimlerin olacağını sormuyorum, sürpriz bozulmasın ama Newton’dan başlamanın özel bir sebebi var mı?

"Dünyaya Yön Verenler Serisi" yayınevim Karakarga Junior'un oluşturduğu bir ana başlık. Bilim insanlarını eğlenceli bir çizgi roman serisi ile çocuklara tanıtabileceğimiz bir proje düşüncesiyle yola çıktık.

Açıkçası serinin toplam kaç kitaptan oluşması gerektiğini planlamadık. Kafamızda bazı isimler, dönemler ve başlıklar var. Tahmin edersiniz ki sayı oldukça fazla ama bizler için önemli olduğunu düşündüğümüz bazı isimler var ki bu seride yer almasını çok istiyorum. Zaten ben ikinci kitabın çizimlerine de başladım, ama izin verirseniz şimdilik isimlerin sürpriz olmasını tercih ediyorum.

Newton'dan başlamamızın özel bir sebebi elbette var. Newton, 400 yıl öncesinde oluşturduğu kuramları, formülleri ve icatlarıyla günümüzde dahi kullandığımız bilimsel altyapımızın ana mimarlarından bir tanesi. Hem de pek çok açıdan yabancı olmadığımız bir karakter. Serimiz için de güzel bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.



Kapakta annenin ismini görünce çok şaşırdım ve sevindim, ‘kitabı tasarlarken karşılaştığım bilimsel altyapıyı anlamama yardımcı olan, bıkmadan her sorumu cevaplayan, kimya öğretmenim, Annem Gürsel Döleneken’e teşekkür ederim.” Yazmışsın. (Eminim annen bunu görünce gözleri dolmuştur :) Beraber çalışmak zor oldu mu? Çalışırken neler yaşadınız? (Annesi öğretmeni olmuş biri olarak soruyorum bunu, pek kolay değildi beraber çalışmak)

Evet, annem kitabımın bilimsel altyapısını oluşturmamda ve anlamadığım konuları çözmemde çok yardımcı oldu. Ondan bahsetmesem olmazdı :)

Gürsel Döleneken, ODTÜ kimya bölümü mezunu ve yıllarca kimya öğretmenliği yapmış bir öğretmen, aslında o da bir bilim insanı.

Çizgi roman içeriğini hazırlarken bazen ciddi şekilde çaresizliğe kapıldığım anlar oldu. Çünkü anlayamadığım, defalarca okusam da özünü algılayamadığım, nasıl anlatacağımı bilemediğim bilimsel bir zemin vardı. İşte bu noktada annem, sabırlı bir öğretmen edasıyla bana takıldığım yerleri defalarca anlattı, örnekledi. Sonuç olarak diyebilirim ki, avagadro sayısı nedir artık biliyorum, mol kavramını da öğrendim :)

Evet, teşekkür notumu gördüğünde çok mutlu oldu tabi. Onun mutluluğunu görünce de ben mutlu oldum :) Eh tabi anneyle çalışmak zordur. Kolay olduğunu söyleyemeyeceğim :) Öğretici bir süreç desem :)

Ve bu soruyla beraber şunu da ekleyeyim, araştırmalarının teknik süreci ne kadar sürdü? Teknik bilgiyi çizgi roman haline getirmek ve bunu ‘çocuklar için’ yapmak zor oldu mu? Kızın Güneş’ten destek aldın mı :)

Ben Newton ile ilgili bir çizgi roman yapmaya karar verdiğimde aslında çocuklar için eğlenceli ve esprili bir proje hayal etmiştim. Hepsi buydu :) Bilimsel altyapıyı sanırım ikinci planda düşünmüşüm. Ama anlatacağım bilimsel içeriği okumaya ve onu senaryolaştırmaya başladığımda olayın ciddiyetini anlamaya başladım.

Bazı yasaları, kuramları anlatabilmek için ilk önce onları çok iyi anlamam gerekiyordu. Anlamalıydım ve sonrasında onları eğlenceli ve keyifli bir dille aktarabilmeliydim. İşte bu şekilde iki aylık bir süreci sadece bilimsel araştırmalara ayırdım. Başlarda tabi ki bu sürecin iki ay süreceğini bilmiyordum :)

Haraket yasaları, kütle çekim kanunu, teleskop ve ışık teorilerine ilişkin bilgiler toplamaya ve bu bilgileri madde madde sıralamaya başladım. Sonra Halley ve Newton'un hayat hikayesine dair başlıklarla bu bilgileri harmanladım ve senaryolaştırma sürecine girdim. Sonuçta çizime başlayacak evreye geldiğimde 4 ay çoktan bitmişti bile :) Hehe tabi bu arada yayınevim ve sevgili Kutlukhan'ı da çileden çıkardım :)


Çocuklar için çizgi roman yapma kısmı da benim için önemli bir süreçti. Bu konuda pek çok farklı deneyimim ve üretimim olmuştu. Simla Sunay'ın yazdığı Desen yayınları tarafından yayınlanan Mavi'nin Mutluluğu çocuklara yönelik çizgi roman kapsamındaki ilk üretimimdi. Zaman içerisinde çocuk kitaplarında, Bilim Çocuk ve Süper Penguen dergilerinde ve hatta özel okullar için yaptığım çizgi romanlarda bu konuda sürekli çalıştım ve kendimi geliştirdim.

Bir yandan da yurt dışında çocuklara yönelik çizgi roman kapsamında yapılan işleri de takip etmeye çalıştım. Belirtmeliyim ki bu konuda hala çalışıyorum :)

Hehe, kızım Güneş'in de desteğini yok sayamam elbet. Kızım henüz iki buçuk yaşında ama ne zaman beni çizimlerin başında, bilgisayarın karşısında görse "Bu Nivton" diyerek beni gülümsetmese, onu kucağıma alıp hikayeyi ona anlatmasam ve onun onayını almazsam da olmazdı :)



“Çocuklar için çizgi roman” Türkiye’de henüz yaygınlaşmış ve hatta bilinen bir tür değil sanırım. Oysaki ben çocukların çizgi romanı çok seveceğini düşünüyorum. Okul öncesi dönemde bol resimli kitaplarla haşır neşir olduktan sonra okula başlayınca bir anda onlardan resimli kitapları bırakmalarını istiyoruz sanki. Karakarga Yayınlarının Junior başlığı ile bu ihtiyacı karşılamaya yönelik kitaplar üreteceğini söyleyebilir miyiz?

Çocukların çizgi romana ilgisi muazzam, inanılmaz! Her şeyden önce resim-metin ilişkisi ve okumayı, öğrenmeyi desteklemesi açısından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir konu. Ve çocuklar bence doğru ve kaliteli içeriğe sahip çizgi roman tüketimi konusunda desteklenmeli, en azından ben kendi çocuğum için böyle bir eğitim hayal ediyorum :)

Bu konuda yurt dışında grafik roman tabir edebileceğimiz yazısız çizgi roman örnekleri de var. Bence bu da çok önemli bir tür. Ve çok küçük yaşlardan itibaren eğitimin önemli bir parçası olarak da kullanılabilir.

Karakarga Junior'un çizgi roman üzerine güzel hayalleri ve güzel başlangıçları var. Umuyorum ki Kutlukhan Perker yönetiminde Karakarga Junior'dan güzel haberler almaya devam edeceğiz :)


Kitapta olayların ve konunun ele alış şeklini çok önemserim. Newton’u anlatırken de “bunları yaptı” diye anlatıp geçmek yerine arkadaşı Halley’den gelen bir soru üzerine Newton’un sonuca nasıl ulaştığını öğreniyoruz. Bu çocuklar için de pasif bir okumadan merak uyandıran bir yolculuğa başlama gibi olabilir diye düşündüm. Konuyu bu şekilde ele almanın bir sebebi var mıydı?

Benim için Newton'un en büyük sürprizi Halley oldu :) Tahmin ettiğimden de güçlü ve eğlenceli bir karakter haline geldi. Konuları anlatırken Newton'un öğretici konumunu kırmama yardımcı oldu.

Böylece Newton ve Halley arasında eğlenceli diyaloglar yazma fırsatını da buldum. E tabi bu da akıcılığı sağladı. Ve senin de bahsettiğin didaktik öğretme dilini kırabildim :)

Konunun özü aslında tüm bu bilimsel içeriği iki kişinin ilişkisi ve eğlenceli diyalogları üzerinden anlatabilme fikrine dayanıyor. İşte çizgi romanı bir eğitim aracı olarak seçmek bu yüzden çok önemli.

Halley ve Newton gerçekten de iyi dostlar. Newton hakkında araştırdığınızda bu konuya ilişkin pek çok şey bulabilirsiniz. Lakin benim ilgimi çeken bunu bir mizah unsuru olarak kullanabilme fırsatıydı. Böylece inanılmaz derinlikteki bilimsel içeriği mimikler, jestler ve renkli bir çizgi roman altyapısıyla birlikte sunabilme fırsatını elde ettim.



Minik bir soruyla bitireyim, çizimini yaptığın kitaplar arasında seni epey uğraştıran / güldüren karakterler hangileri oldu?

Oldukça yoğun çalışıyorum ve ciddi bir üretim içerisindeyim. Açıkçası öncesinde "İşte bu karakter süper olacak! Bu sefer en eğlenceli karakterimi bulacağım!" diyerek işe başlamıyorum ama bazı karakterler var ki onlar özeller ve onları defalarca çizmekten keyif alıyorum:

Eğlenceli Tarih kitaplarının (Senem Kale ve Hülya Balcı'nın yazdığı) ilkinden Gılgamış, Mühürler Sandığı'nın üçüncü kitabından (Birsen Ekim Özen'in yazdığı) Olay Tülay, Newton'dan Halley :), Aşkın Güngör'ün yazdığı Bol Bel ve TED okulları için yaptığım Becerikli Ayı karakteri aklıma ilk gelenlerden :)



Gökçe Akgül'ün "Isaac Newton" isimli çizgi roman kitabını 2 kişiye (imzalı) hediye etmek isterim. Bunun için bu yazının veya instagramdaki duyurunun altına sayısal derslere ilişkin bir anınızı paylaşmanız yeterli :)


Son katılım: 30 Kasım 2016 
Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

5 yorum:

  1. Ah matematik vah matematik...oldum olası öcüdür bana..
    sayıları sevmesem de sayılarla ilgili bir işteyim 19 yıldır :) kader işte :P
    Sayıları çok seven bir oğlum var.
    yemeğime kaç puan veriyorsun dediğimde :)
    - onbinbeşyüzmilyonsekiz doksan iki yedi elli bir
    gibi komik sayılar uyduruyor daha doğrusu böyle sayılar var ..ona yok derseniz kızıyor ona gore :))))

    YanıtlaSil
  2. Bir Fen hocamız vardı lisede. Çok iyi bir Fenciydi. O da kitapları hiç beğenmez, bize tüm konularla ilgili notlar tuttururdu. O zaman çok sıkıcı gelen bu çalışmanın önemini şimdilerde daha iyi anlıyorum. Keşke böyle kitaplar olsaydı da daha canlı daha gerçek oldaydı Fen bizim için...

    YanıtlaSil
  3. Nefret ede ede fizik ve geometri çalıştım yıllarca..Hala nasıl çalıştım hayret ederim..Kimyayı severdim, karadenizli bir dersane öğretmenim vardı, feci dişlek ve çok tatlıydı .Adını unuttum :)

    YanıtlaSil
  4. Lise sondayım sınava günler kalmış artık dersler bitmiş son anların tadını çıkarıyoruz kendimizce. Canım öğretmenimde bize 2 şey fazla öğretsin sınavda işimize yarasın diye cirpiniyor. Gençlik başımızda duman herseyi biliyoruz ya artık bizde dedikodunun suyunu cikarma modundayız. Adamcağız kaç kere uyardı bilmem en son Kübra sana diyorum 2x2=5 dimi kızımı duydum. Bir anda bağırmanın etkisi ve dinlememisligin panikligi ile "evet 5" benim adımda "Hüseyin Şevki Topuz" dimi kızım evet hocam Hüseyin Şevki Topuzsunuz (ki hiç alakası yok) dememle tüm sınıfın yerlere yatması bir oldu. Sonuç ozamanlarin en iyi cezası çöp başı tek ayak

    YanıtlaSil
  5. Bir gun fen dersinde öğretmeni dinlemek yerine arkadaşımla konuşurken yakalanmış ve sorduğu fotosentez sorusunu (ne sorduğunu duyamasamda cevaplama dürtümle) insanlar yapabilir olarak cevaplayıp yıl sonuna kadar bu konu her gundeme geldiğinde öğretmen bunu tekrar tekrar bana sorup kendini dinlediğimiden emin olmak istedi.:):)

    YanıtlaSil