Fırtına Şövalyesi / Kai Lüftner / Eva Muszynski

Yağmuru ve bulutları çok severim, havanın kapalı olmasını da. Ancak şiddetli rüzgar, fırtına ve gök gürültüsü beni biraz korkutur. Bir doğa olayının yaşanmasına tanıklık ediyoruz penceresinden bakarsak eşimin yaptığı gibi kahvemi alıp camın önüne bir minder atmam yeterli. Ama seslerin yüksekliği ve şiddeti beni bu keyiften mahrum bırakıyor. Çocuk kitaplarının "iyileştirici" ve "sarmalayıcı" yanlarının olduğuna inanırım ve bu kitapları özellikle çocuk ruhum için sıklıkla okurum.
Bazı kitaplar da var ki bunun tam tersi bir etkiyle, yüzleşmeyi hala çok da istemediğiniz o "karanlık" tarafla sizi burun buruna getirir. Hatta bu karanlık tarafın etkisiyle "aydınlık" kalan yerleri görmek zorlaşır.

Fırtına Şövalyesi kitabı yaklaşık 1 yıldır benimle ve kitabı ilk okuduğum zamandan beri sevemedim ve bu sevememe halini kurcalamaya devam ettim. Elif'in deyişiyle "pes etme"dim ve bulduğum fırsatlarda Elife ve eve gelen çocuklara okumalar yaptım. Bir kitabı "yetişkin" gözü ile okumak ve "çocuk gözü" ile okumak arasındaki farka da inanırım ve bu kitap için ısrarlı bir şekilde benim göremediğim o "şey"i çocukların gözünden görmek istedim, o da olmadı.


Tabii "Her kitabı sevmek zorunda mıyız?" sorusu akla geliyor, cevabı basit bir "Hayır, değiliz." olsa da bazı kitaplar için duraksama sebebi sevme/sevmeme değil, kitabı anlayabildiğini düşünmeme. Tam da bu sebeple aklıma takılan sorular için yayınevinin kapısını çaldığımda ve bu kitap ile ilgili soru işaretlerim olduğunu, olumsuz bir görüş içeren yazı yazacağımı söylediğimde verdikleri sıcak tepkiden ötürü Tudem'e ayrıca teşekkür ederim. Bu durumu kişisel bir şey gibi algılamayıp sadece kitap özelinde minik bir fırtına yarattığımız için ayrıca memnun oldum.
Fırtına Şövalyesi kitabının yazarı Kai Lüftner Berlin doğumlu bir yazar, müzisyen ve besteci. Yazdığı hikaye ve yarattığı kurguya bu çerçevede yaklaşınca belki benim duyduğum ve hissettiğim korkunç seslerin Lüftner'e gayet melodik geldiğini düşünmek zorunda kaldım ve web sitesini de inceleyince diğer kitaplarını da merak ettim. Ancak kitapta yer alan çizimler ve metnin bu fazla "edebi" hali beni "hiddetli ve havalı bir öykü" kıvamında tutmaya yaramadı. Okuduğum çocuklar hikayenin devamını merak etmedi ve atın üzerindeki adamın neden bu kadar öfkeli olduğunu anlayamadı.
Her kitap illa sadece "mutluluk" mu içermeli? Hayır değil elbette ama bunun veriliş şekli bu kitapta bana gereksiz bir sertlikte geldi. Özgün ve epik bir eser olduğunu kabul etmekle birlikte kitabın içerdiği simgesel yaklaşımın hikayeyi özünden uzaklaştırdığını ve çeviride yer alan ifadelerin hikayeden daha da kopmalara sebep olduğunu fark ettim.


Bu ikilemde kalmışken ve kitabı anlamak için ısrar ederken de bu yazının sonuna kitabın çevirmen ve editörünün de söz hakkı olmasının iyi olacağını düşündüm. 

"Güneş gökte sımsıcak, sakince parıldarken
Bir uğultu başlıyor, güneşseveri üzen.
Atının terkisinde, rüzgarın kavalyesi,
Gökyüzünde koşuyor Fırtına Şövalyesi!"

Fırtına Şövalyesi kitabı hem minikler hem de büyükler için görkemli bir düş, kalpleri önce ıslatıp sonra ısıtacak bir şiir kitabı olarak tanıtılıyor. Hitap ettiği yaş grubunu bu haliyle kestirmek biraz güç, sizin belirlediğiniz bir kategori var mı?
Fırtına Şövalyesi, temelde “her yaş” kitaplar kategorisine giriyor. 5 yaşından itibaren, çocukların kendi duygularının hem somut olarak dışa vurulmuş halleriyle ilişki kurdukları hem de soyut bir şekilde kendi zihinlerinde konumlandırmaya başladıkları süreçte onlara eşlik edebilecek bir kitaptır. Öfke duygusunu hikayeleştirmelerine yardımcı olur. Ancak aynı zamanda, daha büyük yaş grup çocukların da haz alacakları ve kendilerine ait diğer duygularını öyküleştirmelerine esin verecek bir kurgusu ve görsel dünyası var. Ve tabii, Türkiye’de çok yaygın olmasa da, özellikle Avrupa’da resimli kitapları bir sanat dalı olarak kabul eden yetişkinlerin koleksiyon kitap olarak edinip okudukları ve izledikleri yaşsız resimli kitap kategorisi içerisinde yer almaktadır.

Yazarın kullandığı şiirsel dili çevirmenin de devam ettirdiğini görebiliyoruz ancak bazı ifadeler (amade, azade, mazi vb.) çocuklar için oldukça zorlayıcı. Bu durumun kitabın "anlaşılırlığını" etkileyebileceğini düşünüyor musunuz?
“Zorlayıcı” olduğunu düşündüğünüz ifadelere metinde özellikle yer verdik. Kitaplar, günlük dilin dışında kalan söz zenginliğinin varlığını sürdürmesini ve okurlarının hayatına, sadece kitap aracılığıyla da olsa, girerek zenginlik katmasını sağlar. Okuma eylemi, kesintisiz bir eylem değildir. Okur, metnin birtakım yerlerinde duraklayarak zihninin başka yerlere yolculuk etmesine izin verir ve farklı düşünceler ve duygu durumlarıyla metne geri döner. Çocukların da okuma sürecinin, bilmedikleri sözcüklerle ve kavramlarla kesintiye uğramasında hiçbir sakınca yok, hatta okuma maceralarına olumlu bir katkısı vardır. Çocuğun bilmediği kelimede duraklayarak, yakınındaki bir yetişkine sorması ya da kendi araştırabilecek yaştaysa gidip bir kaynaktan bu kelimeye-kavrama dair bilgi edinmesi ona etkileşimli bir okuma olanağı sağlayacaktır.

"Fırtına Şövalyesi", farklı tür ve tarzdaki kitaplarla çocukları tanıştırmak için harika bir örnek; eğer çok özel değilse yayın kurulunun bu kitabı seçme ve yayınlama sebebini öğrenebilir miyim?
Yayın Kurulu olarak, bu kitabı hem içerik hem de biçimsel anlamda edebi-görsel güç taşıdığı için seçtik. İnsanoğluna ait bir duyguyu bir doğa olayıyla paralel kurgulayarak, neredeyse büyük edebi geleneklere yarışır şekilde ikili bir öykü kurabilmesi; damaklarda tat bırakabilecek bir edebi niteliğe sahip olması; görsel dünyasıyla çok zengin okumalara olanak vermesi ve estetik beğeniyi geliştirebilecek nitelikte olması; her yaştan bireyin hayatında küçük ama pırıltılı ve etkileyici bir öykü olarak yer edinebilecek olması, kitabı yayın programımıza almamızın sebepleri arasında yer alıyor.


Bu kitabı okuduğunuzda siz neler düşüneceksiniz, merak ediyorum. Yorum olarak yazabilirseniz çok memnun olurum.
Bol havalı günler dilerim :)

Fırtına Şövalyesi
Yazan: Kai Lüftner
Resimleyen: Eva Muszynski
Tudem Yayınevi, 2016
Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

0 yorum:

Yorum Gönder