Mutlu İnsanlar / Selin Kutucular / Caroline Erel

Elif'in ek gıdaya geçiş sürecini (aradan 3 sene geçmesine rağmen) dün gibi hatırlıyorum. İlk baştaki panik halim yerini sakinlemeye ve zaten her şeye yetişme imkanım olmadığını anlayıp rahatlamaya bırakmıştı. Doğal bir BLW süreci oldu bizimkisi çünkü ben zaten püre yapmayı bilmiyordum ve öğrenmeye de niyetim yoktu. Okuduğum kitaplarda yer alan bilgiler ışığında bir çocuğun kendi yemeğini kendisinin yemesinin ne kadar eğlenceli olabileceğini fark ettim ve neredeyse hiç kaşık kullanmadım. Şimdi videolara bakıp gülüyoruz çünkü önüne yiyecek konan bir bebek öncelikle onu yere atmak ve yemekle oyun oynamak istiyor; sonra da -hele ki önündeki yoğurtsa- kafasından aşağıya dökmek istiyor. Bunun için annenin sabrı gerekiyor sanırım çünkü her yemek faslı sonrası biraz! temizlenmek şart oluyor. O dönemde çocuğu için özenli tabaklar hazırlayan annelere imrendiğimi  ama bunu yapmaya çalışmadığımı da itiraf edeyim.
Elifin kendi kendine yemek yemeyi öğrenmesinde sabrımın ne kadar payı var bilmiyorum ama tembelliğimin payı büyük onu biliyorum neyse ki bu yazının konusu o değil :)


Geçen gün okuduğum(uz) bir kitapla beraber yiyeceklere bakışımız değişti çünkü görselde yer alan yiyeceklerin hangisi olduğunu tahmin etmeye çalışırken pek eğlendik. Sonunda Elif "Bu kitabı bi daha bi daha yiyelim anne!" dediğinde kitabın amacına ulaşmış olduğunu gördüm.
"Mutlu İnsanlar" kurgulu bir hikaye kitabı veya içinde tarifler olan bir yemek kitabı değil. Turuncu saçlı bir kızın ailesini ve çevresindekileri soğan kokuları eşliğinde tanıdığımız bir kitap. Kitabın alt mesajı "Yemek yersen mutlu olursun." ise bu mesajın yerine ulaştığını düşünüyorum. Son dönemde mecburi diyet yaptığım bir programım olmasa bu kitabı daha da çok okumak isteyebilirdim. Ama yasak olan şey ne kadar "tatlı" ise; görsellerdeki havuçlar da bana o kadar "tatlı" görünüyor ve mutfağa koşup dolaptakilerden birer ısırık alma isteği uyandırıyor. Ancak şöyle bir yönü de var, bazı sayfaları (o günleri de görürsek) ben de yapmak istiyorum, hele ki favorim olan şu sayfayı:


Turuncu saçlı kızın 3 kardeşi, babası, dayısı, halası, komşuları, öğretmenleri ve bir de gol sevincini doyasıya yaşayan futbol oynamayı seven bir annesi var. Kısacası renkli bir hayatı ve tadından yenmez bol gülümsemesi var. O yüzden de bu kitabı okurken biz de mutlu olduk. Hatta kendimizi "mutlu insanlar"dan biri gibi düşündük.


Yazarın web sayfasına bakınca yemeklerle zaten iç içe olan biri olduğunu gördüm. (Evde televizyon olmayınca kimsenin "tanıdık" gelmemesi hali :) Aklına böyle bir hikaye nereden geldi bilmiyorum ama okurken bize keyif ve tat verdi. Karakterlerin çizim süreci de
Bu minik hikayenin sonunda 2 tane tarif var (biri salata biri de sandviç) sadece bir öneri olarak aklıma geldi; acaba bol malzemeli uzun bir tarif yerine az malzemeli (belki bana çok gelmiştir bilmiyorum) daha basit anlatımlı 4 tarif olsaydı daha güzel olur muydu?
"Mutlu İnsanlar" ailesinden kurgulu bir hikaye yazılsa nasıl olurdu bilmiyorum ama fotoğraflara bakmaktan hikayeye odaklanamamak da var tabii işin içinde.
Kardeşlerin bir adı yok ama Maydanoz kız için ben bir ayrıcalık yaptım ve ona bol limonlu bir hikaye düşündüm :) Hatta yanına bir de Sevgili Latife'nin Narlar Kraliçesi'ni ekledim:



Mutlu İnsanlar
Yazan: Selin Kutucular
Fotoğraflayan: Caroline Erel
KVAÇocuk Yayınları, 2+, 2017


Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

2 yorum: