Molly, Pim ve Milyonlarca Yıldız / Martine Murray

Bu kitabı çıktığı günden beri çok merak ediyordum ve kapağı öyle hoşuma gidiyordu ki kitapçıda gördüğümde sevdiğimi biliyorum :) Geçen hafta Şirin'den yeni yıl hediyesi olarak bu kitap gelince öyle şaşırdım ki aklımda başka kitaplar varken önceliği Molly'ye verdim.


Molly'nin tek istediği herkes gibi sıradan, düzenli bir hayatının olması. Annesiyle beraber yaşadıkları hayattan bir parça utanmasının sebebi de annesinin biraz 'uçuk' halleri. Şifalı bitkilerden iksirler yapması ve evlerinin çingene çadırına benzemesi Molly'yi pek mutlu etmiyor. (Bu noktada aklıma 'Başka Bir Anne' kitabı geldi.) Arkadaşı Ellen'e tam da bu sebeple çokça özeniyor ve biraz da kendi yolunu kaybetmiş görünüyor.
Karı koca kötü karakter olan komşuları Grimshawlar (bu halleri gerçekten Roald Dahl'ın Bay ve Bayan Kıl'ını andırıyor) Molly'lerin biraz vakitsiz öten horozları Centilmen'e kızıp onu ortadan kaldıracaklarını söylediklerinde Molly'nin annesinin aklına şahane fikirler gelir, bunlardan biri de şifalı bitkilerden oluşan bir karışımdır ama ne yazık ki bu karışımı yanlışlıkla kendisi içer. Olanlar olur ve anne bir ağaca dönüşür!
Ağaca dönüşmüş bir anne,
Yıllardır ortada görünmeyen ikiz ağabeyler ve onların peşine düşmüş bir baba!
Molly'nin hayalini kurduğu 'sıradan' hayattan biraz da uzak bir görüntü aslında ama başına gelen şeyin başka bir anlamı olabilir mi?
Yaşadıklarını en yakın arkadaşı Ellen'a değil de okuldaki tuhaf çocuk Pim'e anlatmasının bir sebebi var mı?
Ve kötü kalpli komşu Grimshawlar evlerinin sınırını ihlal ediyor diye bu yeni ağacın dallarını kesmelerini Molly engelleyebilir mi?
Hem de guruldayan midesiyle...

"Çünkü o korkunun ortasında sessiz, ürkek bir mırıltı vardı ve bu, Molly'nin annesiydi."

Elbette ki Molly'nin yaşadığı hiçbir şey tesadüf değil ve annesini öncesinde ne kadar az dinlemiş olursa olsun aklında o kadar çok şey kalmış ki, yapması gereken tek şey kendine inanmak ve yolunu bulmak. Ona bu süreçte yardımcı olan tatlı Pim ise Jerry Spinelli'nin Yıldız Kız karakteri gibi hayata farklı bir açıdan bakan, doğayla beslenen bir çocuk. Okulda çarpım tablosunu değil; bir albatrosun okyanusun üzerinde süzülürken rotasını nasıl çizdiğini öğrenmek istiyor.

"Molly geceyi dinledi. Şimdine yapmalıyım, diye merak etti. Merak etmek düşünmekten çok farklıydı. Düşünmek hep cevapları arardı. Soruyu katlayarak en iyi sığdığı kutuya koymaya benzerdi. Fakat merak etmek aklınızda bir istikamet olmaksızın yürüyüşe çıkmak gibiydi."

Pim'in bu hikayede önemli bir rolü var ve bence o olmasa Molly biraz sallantıda kalırdı. Pim'in çizdiği ağaç da bunun en iyi örneklerinden biri:


Hatta itiraf edeyim, Pim'in bilge yaklaşımını Molly'nin savrulmuş halinden daha çok sevdim ama Molly'nin kendi yolunu bulması için bu savrulmaya ihtiyacı vardı.

"Yıldızlar gibiyiz, kendimize özgü ışığımızla olabildiğince çok parlamaya çalışıyoruz."

Hikayenin bilgeliğini, öğretisini, verdiği o yumuşak hissi sevdim. Ancak, hikayeyi oldukça zayıf buldum. İçinde bitkiler ve hatta Pim olmasa Molly'nin başına gelen şey de 'sıradan' bir hikaye olarak kalabilirdi. Abisi ve babasının nerede olduğunu okuduğumda hikayede başka bir yerlerde daha karşımıza çıkacağını düşünmüştüm ama olmadı. Sonrasında bahsedilmeyecekse bu bilgiyi vermek de bana gereksiz geldi çünkü pekala sadece anne-kız da yaşıyor olabilirlerdi.
Fazla detayda boğulmak ne kadar rahatsızlık verici ise bazen yan konuların olmayışı ve düz çizgideki sadelik de rahatsızlık verebiliyor. Hikayenin benim açımdan 'yavan' kalan tarafı buydu ama hepsine rağmen kitabın sonundaki Molly Defteri çok güzeldi.



Bitkilere meraklı bir çocuğun sayfalar arasında kaybolacağını, Molly'nin defteri gibi bir defter tutmaya başlayacağını düşünüyorum.
Kim bilir belki yıldızlara da merak salar ve Pim ile beraber keşfe çıkar...

*Yazarın web sitesine buradan bakabilirsiniz.

Molly, Pim ve Milyonlarca Yıldız
Özgün adı: Molly, Pim and the Millions of Stars
Yazan: Martine Murray
Çeviren: Tuğçe Özdeniz
Yaş grubu:9+
Can Çocuk, 2015, 248 sayfa, karton kapak
Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

1 yorum:

  1. Günaydın:) Kapağa ben de vuruldum, çok tatlı. Böyle uçuk kaçık hikayeleri seviyorum , bizim alttan alta mesaj verip duran Türk yazarlardan çok farklı ve yaratıcılar. Bunu da not alıyorum. Teşekkürler güzel yazı için.

    YanıtlaSil