Sonya'nın Tavukları / Phoebe Wahl

Buraya yazmayalı 3 ay olmuş; seni öyle çok özledim ki Lokum, ah bir bilsen... Hangi kitap beni aniden buraya ışınlayacak bilmiyordum. Masamda notlar aldığım ve yazmak için heyecan duyduğum kitaplarım vardı ama nedense bu kıpırtıyı hiçbirinde hissetmedim.
Sineksekiz Yayınevini uzaktan da olsa çok severek takip ediyorum, işini iyi yapmaya özen gösteren insanların enerjisi araya giren kilometrelere bakmıyor gerçekten. Bir çocuk kitabı basacaklarını duyduğum andan itibaren de merakım kabardı ve sonunda henüz taptaze baskılı Sonya'ya dün kavuştuk. Sineksekiz Yayınlarını sadece kendi web sitelerinden almayı ve yaptıkları paketleri, paketlerin içine not yazma detaylarını seviyorum. Ben de Elife minik bir hatıra olsun istediğim için aşağıdaki notu yazdım. Paket biz hastanedeyken gelmiş ve paketi alıp parka koştuk. Elif, ona daha önce okumadığım bir kitabı elime aldığımda çok heyecanlanıyor. "Acaba ne çıkacak, konusu ne ki?" İlk okumamız ve aslında 2. ile 3. okumalarımız da parkta oldu ve bizi duyan çocuklar yanımıza geldi. Sonya ve tavukları dün bizim evin yanındaki parkta herkesin ilgisini çekmişti. Akşam eve geldiğimizde Elif babasına nefes nefese tavukları ve tilkiyi anlattı.Anlattığı kısımlardan nerelerin ilgisini çektiğini anladım ve gece yatmadan son bir kez daha okuduğumuzda (4. okuma oluyor) yine aynı soruyu sordu. Onu sonra söyleyeyim,önce kitabın bende uyandırdığı hisleri biraz anlatmam gerek.

Kitabı, elime ilk aldığım andan itibaren sevdim çünkü baskısı öyle güzel bir kitap ki okumaya geçmeden önce elimle dokusunu hissedip onu biraz koklamış olabilirim :) Kitabın yazarı ve aynı zamanda çizeri de olan Phoebe Wahl'ı bir süredir instagram hesabından takip ediyordum. Kapakta yer alan "Beni özgür bir çocuk olarak yetiştiren ailem için" cümlesini de gülümseyerek okudum.

Çocukken oturduğumuz evin damında minik bir kümes vardı, içinde de tavuklar. Her sabah onlardan taptaze yumurta almak için heyecanla merdivenleri tırmanır ve korkusuzca kümese girerdim. Şimdi düşünüyorum da bana sadece tavukların yumurtasını alma görevi verilmişti ama tavuklara bakma sorumluluğu da verilse nasıl olurdu. Bunu, 33 yaşımda kestirebilmem zor ama Sonya'nın tavuklarının bende bıraktığı hislerden yola çıkarak belki kendime de bir yol çizebilirim (ileriye dönük)
Sonya'nın babası bir gün eve 3 pofuduk civcivle gelir ve eğer isterse bu 3 civcivin sorumluluğunun Sonya'nın olabileceğini söyler. Sonya bu üç civcive öyle güzel bakar ki evdeki iş bölümünde bir faydası olduğu için de kendini mutlu hisseder. Civcivler büyür piliç olur derken 3 farklı mizaçta (bu ifade kitapta yok, benim yorumum :) tavuğa dönüşürler. Ve bir sabah Sonya kümesin içine girdiğinde tavukların oturduğu samanların üzerinde kahverengi bir yumurta bulur. Ve hikayenin en sevdiğim detaylarından biri de bu; Sonya bu yumurtayı yanağına götürüp ona teşekkür eder.

Tam bu noktada aklıma marketten aldığımız paketli yumurtalar geldi ve onlara ne kadar "umarsız" davrandığımız. Oysa o tek yumurta Sonya için öyle değerli ki, bu çizimde o güzel his tüm detaylarıyla verilmiş ve ben kitabı elime ne zaman alsam bu sayfada mutlaka durup Sonya'yı izleyip unuttuğumuz değerleri hatırlıyorum.
Peki, sonra ne oluyor?
Bir gece tilkinin biri tavuklardan bir tanesini alıp gidiyor ve o an biz de Sonya gibi tilkiye öyle çok kızıyoruz ki... Lakin neyse ki bu bir "iyi tavuk-kötü tilki" hikayesi değil. Bu, tam da "kötü" dediğimiz tilkinin bakış açısından olayı görme hikayesi. Bunu da Sonya'nın babası öyle güzel anlatıyor ki; bu sefer de anne tilki yavrularını bu soğukta aç bırakmasın istiyoruz. Bu bir yaşam döngüsü evet ve ortada ne bir "kötü" var ne de "iyi". Ortada en saf haliyle sadece YAŞAM var!

Ardından,  Sonya ve ailesi yumuşak huylu, solucanları çok seven ve o ilk yumurtayı veren tavukları için bir anma merasimi düzenlemişler. Bu noktada aklıma "Okul Öncesi Çocuk Kitaplarında Ölüm Teması" konulu yazım geldi. Oraya bu kitabı da eklemek gerek çünkü. İçerisinde ölüm geçtiği halde bunu acıtarak veya inciterek yapmayan kitaplardan biri.
Sonya her ne kadar tilkiyi anlasa ve onun yavrularını düşünse de kocaman bir hayal kırıklığı ve üzüntü yaşadı. Hikayenin ilerleyen sayfalarında onu bekleyen sürprizi görünce kalbim ferahladı ve Sonya ile beraber bu sürprize gülümsedim.
Bu kısacık hikayede üzerinde konuşulabilecek öyle çok nokta var ki; sorumluluk alma, yaşam-ölüm döngüsü, hayalkırıklığı yaşamak, empati kurmak, annelik-şefkat benim not aldıklarımdan bazıları.
Yukarıda söyleyeceğim şey yani Elifin ısrarla sorduğu şey tam da buydu. Çünkü Sonya hikaye boyunca tavuklarına annelik yapıyor ve onları koruyup kolluyor, son sayfada bu biraz daha bariz olunca tam bitirmeden şu soruyu soruyor: "Sonya şimdi tavukların annesi mi oldu?" Bu soruyla beraber biz de bir canlının sadece kendi kanından bir canlıya annelik yapmayabileceğini konuşmaya başlıyoruz, bu konuşma her seferinde nerelere gidiyor sizin hayal gücünüze bırakayım.
Kerem (5 aylık) de Elif gibi uykuyu çok seven (!) bir çocuk olduğundan bu yazıyı tamamlamam birkaç günümü aldı, dolayısıyla kitabı epey okuma şansımız oldu.
Bu hikaye ile ben damdaki tavuklarımın yanına gidip oradan annelik maceramın içine yuvarlandım, bu yolculukta aç kalmadım merak etmeyin,yanımda tam 4 tane mısır vardı :)

*Yazar Phoebe Wahl'ın web sitesine mutlaka göz atın ve yaptığı çizimlerde kaybolun!
**Sineksekiz Yayınlarından çıkan Okulsuz Büyümek kitabı ile ilgili yorum yazımı da okumak isteyebilirsiniz :)

Sonya'nın Tavukları
Yazan-Çizen:Phoebe Wahl
Sineksekiz Yayınları, 2018, 32 sayfa, 3 yaş ve üzeri


Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

1 yorum:

  1. Ne tatlı anlatmışsın. Merak ettim. Pastoral hikayeleri de seviyorum ben. Okuyacağım ilk fırsatta :)

    YanıtlaSil