Hayalbazlar Geçidi / Dilge Güney

Hiç düşündünüz mü ilk hayali kim kurdu? Kim olduğu çok önemli değil belki ama neyin hayalini kurdu? İlk hayal neydi? Bunu bilmemizin imkanı var mı gerçekten bilmiyorum ama Dilge'nin kitabını okuduktan sonra (yazana kadar unutup yeniden okuduğum için süre uzun :) "hayal" konusu üzerinde epey düşündüm. Bu kitaptan bağımsız olarak, geçtiğimiz haftalarda "Galiba benim hiç hayalim yok" dedim bir arkadaşıma, o da bana kendi hayallerinden bahsetti. Onları duyunca silkelenip kendime geldim. Hayal dediğim şey neydi ki? Ulaşmak veya varmak istediğim bir yer veya bir olay mıydı? Bir hayalin ne gibi özellikleri olurdu? Çocukken kurduğumuz hayaller ve şimdikiler arasında ne gibi farklar var? Mesela bir şeyi çok istemek, onun sizin hayaliniz olması için yeterli mi? İnsan hayal kurmadan yaşayabilir mi? Yoksa hayal kurmak da nefes almak gibi mi?


Son soru işte biraz tehlikeli, eğer ki Logosya'da yaşıyorsanız. Bu kadar sık hayal kurmak hatta hayal kurmak bile yasakken nefes alır gibi hayale ihtiyaç duyuyorsanız, işiniz zor. Yok, benim Logosya'da ne işim olur, o sadece kitaplarda yazan "hayali" yerler diyorsanız, biraz kötü bir haberim var. Logosya, şu an yaşadığımız dünyadan çok farklı değil. (Cümleyi tersten okursanız daha da doğru) "Hiçbir farkı yok." deyip korkutmak da istemem ama yasak olmasa bile hangimiz hayal kurmayı hatırlıyor ve daha önemlisi o hayalin peşinden gidebiliyor? Logosya belki bu açıdan daha masum, çünkü ortada bir yasak var. Dünyada ise -benim bildiğim kadarıyla- bir yasak yok ama çevrenizde hayalinden bahseden ve bunu paylaşırken gözleri ışıldayan kaç kişi var çevrenizde? Teknolojinin daha da ilerlemesiyle belki buna da bir çözüm bulurlar ve bize hayal kurdurtan makineler icat olur? Onların dediklerini yapmaya başlayıp rahatlarız. Aman aman, şakası bile tedirginlik verici. Son yazdıklarımın üzerini çizelim beraber :)

Logosya’daki duruma biraz üzüldüğünüzü fark ettim, sizi rahatlatmaya geldim. Geldik desem daha doğru, yanımda Ravi de var. Yasak bölgede (gerçek olmayan bir bölgede) olduğu için tedirgin ama buranın –kısmen de olsa- güvenli olduğunu söyledim, siz de hışırtı ya da patırtı duyacak olursanız göz kırpın olur mu? Raviyle haberciyi beklerken tanıştık hatta beni de haberci sandı. Bu, hoş bir tesadüf oldu. Yıllar önce lakabımın “haberci” olduğunu ama şu an o haberlerden çok uzakta olduğumu söyledim. Hayallerle ilgili bana öyle çok soru sordu ki, ona cevap veremedikçe kendimi iyice Logosyoda buldum. Hay aksi şeytan, beni de çektiler hikayenin içine. Bu durumdan nasıl çıkarız diye panik yaptığım sırada –ki, panik benim göbek adım asla değildir- Mitosya diye bir yerin varlığından haberdar oldum. Ama ses fısıltıyla şöyle dedi: m i t o s y a a a a a! Hayal kurulamayan bir yerde duyulacak şey değil bunlar, ne oluyor bana derken çok tatlı bir kızla çarpıştık. Nev’miş adı. Yoksa Mitosya’dan mı geldin? Diye üşüştük Ravi ile başına ama değilmiş hatta o da Mitosya’yı arıyormuş. Ve sıkı durun, asıl haber şimdi geliyor: Ravi ile Nev’in Patenya Ormanındaki Kayın Ağacını bulup Hayalbazlar Geçidinden geçerek Mitosya’yı yeniden canlandırmaları gerekiyor. Biliyorum böyle tek cümle ile ifade edince hızlı bir geçiş oldu ama siz de “Yaptım oldu.” Deyin ve dediklerinize inanın, görün bakın neler olacak hayatınızda.

"O kuyu ne kadar da güzeldi, değil mi? Gün batımı, gün doğumu, bulutlar, yıldızlar... Biliyorum, ilk defa karşımıza çıkmadı o manzaralar. Ama bir arada görünce, gerçeklerin de hayaller kadar büyülü olabileceğini düşündüm. Sadece bakmasını bilmek gerek belki de."


Peki,
Mitosya neden bu kadar önemli?
Sadece Logosya herkese yetmez miydi?
Nev ve Ravi kayın ağacını bulmalı mı?


Hayalbazlar Geçidi, içerisindeki mitolojik ögelerle ve kurgusu ustalıkla hazırlanmış hikayesiyle 9 yaş ve üzeri çocuklar için sürükleyici bir keşif vadediyor. Kitabın sonunda yer alan kılavuzdaki detaylara bayıldım.

Dilge’nin Annemin Çocukluğu Nerede kitabıyla hafif bir sarsıntı yaşamış ve geçen sene bu kitabı okuduktan sonra Elifle oynadığım zamanlarda daha an’da olmaya dikkat etmiştim. Hatta bu kitabı okuyan arkadaşlarımla biraz eleştirel bir sohbetimiz de olmuştu. Hayalbazlar Geçidi’nde ise kendimi Mitosya’da zannederken aslında Logosya’da yaşadığımı fark ettiğim, Dilge kusura bakmasın ama, tokat gibi bir his geldi. Bu kitabı okuyan çocuklar umuyorum ki hala hayal kurabildikleri için bu tokadı yemeyecekler ve maceranın peşine düşeceklerdir.

Canım Dilge, tanıdığım en tatlı yazarlardan biri. Hikayesini –burası önemli- birilerine, size bize ona buna veya kara kediye beğendirmek için yazmıyor. Kurduğu dünyanın zaten içinde yaşıyor, size de minik bir pencere sunuyor. İçeri bakmak da sizin elinizde; o pencereyi görmeyip kafayı çevirmek de…

Haydi şimdi siz söyleyin bakalım, ilk hayali kuran neyin hayalini kurdu?
Yok yok vazgeçtim, bu kadar kolay yerden sormayacağım.
Sizden bahsedelim, ilk hayaliniz neydi hatırlıyor musunuz?
Onu da mı unuttunuz?

Kendinizi Hayalbazlar Geçidindeki kuyuya bırakmanız yeterli, sonrası söz veriyorum öyle tatlı ki…
Bunu yapmayı istersiniz değil mi?

Hayalbazlar Geçidi
Yazan: Dilge Güney
Resimleyen: Berna Erözkan Akan
Yakın Kitabevi, 2016, 190 sayfa, 9 yaş ve üzeri

Google Plusda paylaş

Lokum Çocuk Kütüphanesi

En büyük hayalim, sabah uyandığımda kendimi işe gidiyor gibi hissetmeden bisikletime binip deniz kenarındaki çocuk kütüphanemin kapısını açmak, yer minderlerine gömülüp kitaplarıma dalmak ve kitaplar hakkında sohbet edebileceğim misafirlerimi beklemek.

0 yorum:

Yorum Gönder